Ana içeriğe atla

Kayıtlar

''.Deli bir onbaşının yalan propagandasına milletçe kanmanın bedelini korkarım çok acı ödeyeceğiz.'' -erwin rommel

                  Sevgili Karl Dün gibi hatırlıyorum,beni uğurlayışını,ikimizde ne kadar heyecanlıydık ve beni azarlamıştın,duygusal davranıp okulu bıraktığım için.Asla senin gibi mantık adamı olamadım ve senden ayrı 2 senedir Afrika çöllerinde, yanlışlarımın muhasebesini yapıyorum,acı acı düşünerek.   Dayanılmaz sıcak,hele tankların içine girdin mi saunadasın,mataralarda kaynar su,benzin kokusu taşıyan yakıt tanklarından içilen o iğrenç, ama bir damlası bile değerli su.Hiç iyileşmeyen yaralarım,şu an sana yazarken bile mektubumu kaplayan tozlar,işte benim ödülüm bu oldu.Yaşadığım ölüm korkusunun ruhumda bıraktığı izlerde cabası.Her an bir tepeden fırlayacak bir uçağın,acımasız makineli ve bomba atışına maruz kalma korkusu,insanı ne hale getiriyor. Halbuki çöle ilk ayak bastığımızda ne kadar gururluyduk.Panzerlerimizle İngiliz'lerin üstüne çelikten bir kitle halinde atılmıştık.Zayıf tankları, sınırlı mobil yetenekleri olan morali b...

A poem of Rudyard Kipling Rudyard Kipling'in bir şiiri(Çeviri: Bülent Ecevit)

If … If you can keep your head when all about you Are losing theirs and blaming it on you, If you can trust yourself when all men doubt you, But make allowance for their doubting too; If you can wait and not be tired by waiting, Or being lied about, don’t deal in lies, Or being hated, don’t give way to hating, And yet don’t look too good, nor talk too wise: If you can dream – and not make dreams your master; If you can think – and not make thoughts your aim; If you can meet with Triumph and Disaster And treat those two impostors just the same; If you can bear to hear the truth you’ve spoken Twisted by knaves to make a trap for fools, Or watch the things you gave your life to broken, And stoop and build ’em up with wornout tools: If you can make one heap of all your winnings And risk it on one turn of pitch-and-toss, And lose, and start again at your beginnings And never breathe a word about your loss; If you can force your heart and nerve and sinew To serve your turn long ...

YAVUZ GELİYOR YAVUZ

Daha önce bu donanma şarkısını duymuş muydunuz? Duymadıysanız büyük ihtimalle bunun suçlusu siz değilsiniz. ''yavuz geliyor yavuz'' aslında bir donanma şarkısı olmasına rağmen arkasında çok özel bir hikaye barındırır. Öncesinde isterseniz şarkıyı bir dinleyelim. https://www.youtube.com/watch?v=-UnrMwhw3qw& Gördüğünüz ve dinlediğiniz üzere şarkı aslında pek de ''hikaye'' içerikli değilmiş gibi gözüküyor değil mi? Bunun sebebi bu şarkının aslının böyle olmayışı.            --MARŞIN SÖZLERİ-- Yavuz geliyor Yavuz da denizi yara yara, Biz düşmanı yeneriz de başına vura vura. Yavuz geliyor Yavuz da denizi aşa aşa, Askerinle bin yaşa da Mustafa Kemal Paşa! --TÜRKÜNÜN SÖZLERİ-- Yavuz geliyor Yavuz da Denizi yara yara Kız seni alacağım da başına vura vura Gemim geliyor gemim de Vona Burnu'ndan beri Kız Allah'ı seversen de at başından çemberi Hey gidi kara gemi de topladın redifleri Döndün limandan beri de ağlattın ferikleri Yavuz ...
1.DÜNYA SAVAŞINI BAŞLATAN GENÇ VE GENÇ BOSNALILAR Genç Bosnalılar, 1831’de bağımsız bir İtalya Cumhuriyeti kurma uğruna savaş vermek için Mazzini’nin kurduğu La Giovane Italia örgütünden esinlenerek bu adı benimsemişlerdi. Genç Bosnalılar’ın amacı, (şimdiki Yugoslavya’daki) Güneyli Slavları Hapsburgların boyunduruğundan kurtarmaktı. En güçlü oldukları yerler, Bosna ve Hersek’ti — özellikle bu iki eyaletin Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’na katılmaya zorlandığı 1908’den sonra; ama Dalmaçya’da, Hırvatistan’da ve Slovenya’da da etkinliklerini sürdürüyorlardı. Teröristtiler, en etkili siyasal silahları da suikasttı. Yabancı bir tiranın ya da temsilcisinin öldürülmesi iki amaca hizmet ediyordu. Bir kere, adaletin doğal yasasının geçerliliği bir daha gözler önüne seriliyordu. Düzen ya da gelişme adına işlenen suçların bile sonsuza kadar cezasız kalmayacağı kanıtlanıyordu; öç, er geç alınacaktı: baskı, sömürü ve zulüm suçları, yalan tanıklık, yıldırma, yönetimde kayıtsızlık, hepsinin öcü ...

ABD'nin fransız ihtilaline tavrı

Fransız İhtilali'ne karşı nasıl bir tepki verileceği, Amerika'nın Kurucu Babaları arasında büyük bir itilafa sebep olmuştu. Thomas Jefferson önderliğinde bir grup devrime derinden sempati duyuyor ve bunu Amerikan İhtilali'nin değerlerini Avrupa'ya yaymak için fırsat olarak görüyordu; Alexander Hamilton önderliğindeki diğer grup ise Devrimi rayından çıkmış, tehlikeli bir olay olarak tanımlıyor(bazılarında geziyi ilk 3 gün ben de destekledim hacı tavrı var, Hamilton ise başından beri tavır almış), yeni kurulmuş Amerika Birleşik Devletleri'nin İngiltere önderliğindeki dünya düzeninde yer alması gerektiğini savunuyordu. Bir de Fransa ile ittifak meselesi vardı tabii, Fransızlar Bağımsızlık Savaşı sırasında kolonilere destek vermiş, 1778'de bir ittifak anlaşması imzalanmıştı. Hamilton bunun Kral ile imzalandığını, devrimden sonra bir geçerliliği kalmadığını savunuyordu. George Washington da o tarafa meyilliydi. 1793'te, Fransa Birleşik Krallık ve Hollanda...

ROMA’NIN UTANCI : KÖLE İSYANI VE SPARTACUS

MÖ 2. ve 3. Yüzyıllar boyunca Roma, İtalya’dan İspanya’ya, Kuzey Afrika’ya, Yunanistan ve Ön Asya’ya(Türkiye’nin Batısı) kadar bir bölgeyi hakimiyeti altına almakla uğraşmıştı. Sonuç olarak da köle nüfusunda devasa bir artış yaşanmıştı. MÖ 200 ile 150 yılları arasında pazarlarda 250.000’e yakın köle satışının gerçekleştirildiği düşünülüyor ki bu çok yüksek bir sayıdır; rivayetlere göre MÖ 177 yılında 65.000 Sardinyalı köle pazarda satışa çıkartılmıştı. Bunların birçoğu İtalya’daki çiftliklere çalışmaya yollanmıştı. Bunlar, yıllarca teknik olarak ‘’kamu arazisi’’ kategorisinde kalmış olan uçsuz bucaksız toprakları devralmış varlıklı kişilerce oluşturulmuş büyük çiftliklerdi. Bu kölelerin koşulları ev kölelerine göre oldukça farklıydı. 19.yy’da prangalı olarak çalıştırılan Amerikan kölelerinkine daha çok benziyordu. MÖ 73 yılında, Capua’daki bir gladyatörlük okulunda dövüşçü olmak üzere eğitilen bir köle olan Spartacus’un bazı kaynaklar Galya’dan bazıları iste Trakya’dan geldiğini söy...

savaşı durduran şarkı

Bu makaleyi yazdıktan bir buçuk sene sonrasında bu konu hakkında makale yazıp yayınlayacağımı kim düşünürdü ki... Dünya çok garip bir yer  Tarihte savaşlar sadece anlaşmalarla ya da hastalıklar sebebiyle bitmemiştir.Bunlara ek olarak 1. Dünya Savaşı sırasında çalan ''Lil Marlen'' hiçbir emir-komuta gelmeden askerlerin savaşmayı bırakmasını sağlamıştır. İyi güzel de bu şarkı ne anlatıyor diyecekseniz:  Şarkı Rus Cephesi’nde Alman askeri Hans Leib’in kışla önünde sokak lambasının altında nöbetteyken sevgilisiyle buluşması ve sonrasındaki hüzünlü vedalarını konu alır.1915 yılında Hans Leib’in 1. Dünya Savaşı sırasında cephede aşık olduğu iki kadının bir şiirde buluşmasıdır. Yani Lili ile Marlen aslında iki farklı kadındır ancak Hans Leib’in düşlerinde tek bir kişiye dönüşmüşlerdir. Sonrasında Rudolf Zink adlı besteci tarafından bestelenip Lale Andersen tarafından seslendirilen bu türkü ise askerleri o dönem etkileyen en duygusal şarkı olur. Her akşam saat 22:0...